Paris’te Pullman Paris Tour Eiffel Oteli’nde düzenlenen panele, Türkiye’nin Paris Başkonsolosu Kerem Yılmaz, gazeteciler, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı.
Moderatörlüğünü Hacı Bayram Veli Üniversitesinden Prof. Dr. Erman Akıllı’nın yaptığı panelde, dünyanın nasıl daha adil olabileceği ele alındı.
Panel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un video mesajıyla başladı.
Panelin açılışında konuşan Paris Büyükelçiliği İletişim Müşavirliği Mahalli Katip Şelale Sarıtaylı-Alvado, panelin amacının uluslararası kurumların reformu üzerine tartışmalara katkı sağlamak ve Türkiye’nin “Daha Adil Bir Dünya” vizyonunu öne çıkarmak olduğunu belirtti.
Sarıtaylı-Alvado, “Küresel sorunlar devam ederken, uluslararası kuruluşlar sürdürülebilir çözümler üretmekte giderek daha az etkili hale gelmiştir. Türkiye, girişimci ve insani dış politika anlayışıyla bu sorunların çözümü için daha kapsayıcı, şeffaf ve hesap verebilir çok taraflı bir sistemin gerekliliğine inanmaktadır.” ifadesini kullandı.
Panel aracılığıyla mevcut uluslararası sistemin küresel ve bölgesel krizlerin adil çözümünü sağlamak adına dönüşmesi gerektiğini vurgulamayı hedeflediklerini belirten Sarıtaylı-Alvado, şöyle dedi:
“Türkiye, uluslararası kurumların daha katılımcı ve duyarlı hale gelmesine yönelik eşsiz bir bakış açısı sunmaktadır. Bu tartışma, daha adil ve etkili bir küresel yönetişim yapısının yalnızca mümkün değil, aynı zamanda gerekli olduğunu savunan daha geniş bir çabanın parçasıdır. Dünyanın farklı yerlerinde düzenlediğimiz bu panellerle, uluslararası kamuoyunu, karar alıcıları ve paydaşları anlamlı diyaloglara dahil etmeyi ve Türkiye’nin uluslararası kurumlarda değişim önerisine dair farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz.”
“Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle BMGK için neredeyse mükemmel bir aday”
Paris II – Pantheon Assas Üniversitesi Thucydide Merkezi’nden araştırma görevlisi Alexandra Novosseloff da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) reformu konusunda tartışmaların uzun yıllardır sürdüğüne ancak teori ile pratik arasında bir uçurum olduğuna işaret etti.
Novosseloff, BMGK’nin 5 daimi üye ülkesinin Gazze konusunda bir çözüme varamadığına dikkati çekerek, BMGK’nin diğer 10 geçici üyesinin Gazze’de ateşkesin sağlanması konusunda önemli rol oynadığını vurguladı.
“BMGK üyeleri için veto hakkı yeni daimi ülkelere verilmeli mi verilmemeli mi?” şeklinde yeni bir sorunun da gündemde olduğunu dile getiren Novosseloff, Hindistan, Japonya ve en büyük Müslüman nüfusa sahip ülke olan Endonezya’nın, daimi üye ülke adaylarından olduğunu ifade etti.
Novosseloff, “Sürekli çatışma içinde olan bir ülkenin herhangi bir şekilde (BMGK’ye) daimi bir üye olma meşruiyeti olmaması gerekiyor.” diyerek, farklı devletlerin, BMGK’ye daimi üye olmak isteyen ülkelere farklı gerekçelerle karşı çıktığını anlattı.
“Bildiğim kadarıyla Türkiye resmi olarak BMGK’ye resmi adaylığını açıklamadı ancak coğrafi konumu nedeniyle neredeyse mükemmel bir aday diyebilirim.” ifadesini kullanan Novosseloff, Güvenlik Konseyi’nin kararlarına saygı duyulması gerektiğine işaret etti.
Adil olmayan küresel yönetişim, iklim değişikliği gibi sorunların çözümünü zora sokuyor
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Prof. Dr. Oktay Tanrısever de BM kurumlarının reformunun iklim değişikliği gibi ortak konularda atılacak adımları da daha etkin kılacağına dikkati çekti.
“Dünyada küresel yönetişim konusunda ciddi bir kriz var. 1960’lardan bu yana değişik ülkeler, değişik yazarlar, değişik çevreler bir reform ihtiyacı olduğunu vurguluyor.” diyen Tanrısever, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya 5’ten büyüktür” sözüyle dile getirdiği gibi küresel yönetişimin daha adil olması için çaba sarf edilmesi gerektiğini söyledi.
Tanrısever, yönetişimin nasıl daha adil hale getirileceğinin ise ortak bir çalışmayla mümkün olacağını ifade etti.
Daha adil bir küresel yönetişimin BMGK’de veto hakkı olan 5 ülkenin de faydasına olacağını vurgulayan Tanrısever, Japonya, Türkiye, Brezilya gibi aktörlerin daha aktif olduğu dünyada veto hakkı olan ülkelerin de ortaya koydukları hedefleri “daha kolay” gerçekleştirebileceğini dile getirdi.
Tanrısever, adil olmayan küresel yönetişimin iklim değişikliği gibi küresel bir sorunun çözümünü de olumsuz etkilediğine dikkati çekerek, “İklim değişikliği hepimizin problemi, zengin ülkelerin fakir ülkelerin. Herkes şikayet ediyor ama çözüm konusunda yine bu BM’deki o 5 ülkenin etkisindeki vizyonun küresel vizyondan daha etkili olduğunu görüyoruz. Hem sorunun analizinde hem de sorunun çözümüne yaklaşımda.” dedi.
Endüstriyel devrimi gerçekleştiren gelişmiş ülkelerin iklim değişikliğinin çözümüne daha fazla katkı sağlaması gerektiğini ancak gelişmekte olan ülkelerin bu konularda yapacağı düzenlemelere “yeterince katkı sağlamadığını” belirten Tanrısever, “Çok konuşuluyor, az iş yapılıyor.” ifadesini kullandı.
Tanrısever, Paris İklim Anlaşması’nın imzacısı olan Türkiye’nin enerji dönüşümü konusunda yeni teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirmeye ve yeni çözümler üretmeye çalıştığını, bu konuda ciddi çaba sarf ettiğini vurguladı.
“5 daimi üye hariç, herkesin fedakarlık etmek zorunda kaldığı bir kurum haline gelmeye başladı”
Düşünce kuruluşu Geopragma’nın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Caroline Galacteros, etkinliğe davet edildiği için mutlu olduğunu söyledi.
Galacteros, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından daha realist bir dünyaya geçildiğini ve bu süreçte “devrim” niteliği taşıyan Birleşmiş Milletler’in (BM) kurulduğunu ifade etti.
Zaman içinde BM nezdinde bir reform gerekliliğinde herkesin hemfikir olmaya başladığını belirten Galacteros, BMGK’nin hem üye sayısı hem de veto konusunda reformlar teklif edildiğine değindi.
Galacteros, BM Genel Kurulunda alınan pek çok kararın artık bir çözüm üretme potansiyeline sahip olmadığına işaret ederek, BM gibi kurumların reformdan geçerek bugünün sorunlarına çözüm üretmesi gerektiğinin altını çizdi.
Galacteros, “Tüm bunlar akıllara ‘(BM) Güvenlik Konseyi ne işe yarıyor?’ sorusunu getirdi çünkü temsiliyet krizi, etki krizi ve dolayısıyla inandırıcılık krizi yaşanıyor.” diye konuştu.
BM’nin Güvenlik Konseyine ve Genel Kuruluna bakıldığında özellikle daimi üye ülkenin kendi çıkarlarını diğer ülkelere dayatma yolu bulduğu değerlendirmesinde bulunan Galacteros, BMGK için “5 daimi üye hariç, herkesin fedakarlık etmek zorunda kaldığı bir kurum haline gelmeye başladı.” dedi.
Galacteros, son 20-30 yılda (Kosova, Irak gibi) çok sayıda ülkede savaş olduğunu hatırlatarak, BM’nin bu kapsamda verimli bir çözüm üretmekten aciz kaldığına dikkati çekti. Bunun azınlık bir görüş olmadığını savunan Galacteros, artık BMGK’nin ciddiye alınan bir kurum olmaktan çıktığına işaret etti.
Galacteros, uluslararası arenada söylenenler ve eylemler arasındaki farklar arttıkça, karşı atak yapamayacak ülkelerin kendilerini güçlendirmek zorunda kaldığını, dünyada yeni bir güç modelinin dayatıldığını belirtti.
Dünyanın bir adaptasyon sürecine gerek duyduğunu vurgulayan Galacteros, Afrika kıtasının BMGK nezdinde 2 daimi ülke ile temsil edilmesinin de öne sürülen fikirler arasında olduğunu ancak hangi ülkenin bu kıtayı temsil edebileceğinin belirsizliğini koruduğunu söyledi.
Fransa’nın BMGK nezdindeki daimi koltuğunu muhafaza etmesinden yana olmadığını dile getiren Galacteros, “Son olarak önemli bir konuya değinmek istiyorum. Olası bir BM reformu kapsamında Güvenlik Konseyinin veto hakkının çerçevesinin belirlenmesi gerekiyor.” dedi.
“AB, Türkiye’yi bir rakip ya da tehdit olarak değil bir ortak olarak görmeli”
Milli Savunma Üniversitesinden Prof. Dr. Gültekin Yıldız, son 2 asırdır batı modernitesinin, dünyanın geri kalanını uygarlaştırma ve buralara medeniyet götürmeyi vadettiğini ancak Gazze’de, Ukrayna’da ve Doğu Türkistan’da yaşanan dramın bu vaat ile ters düştüğünü söyledi.
Yıldız, “Biz 2024 yılında Gazze’de, Kızılhaçın, Kızılayın girmesine müsaade edilmediği için toplanamayan ve köpekler tarafından yenen insan cesetleri gördük sokaklarda. Aynı şekilde ilk kez bir silahlı çatışmada 45 binin üzerindeki kaybın yarısının çocuk olduğunu gördük.” diye konuştu.
Dünya tarihinde bir çatışmada hiç bu kadar çocuk ölümü olmadığını, aynı şekilde Ukrayna’da pek çok çocuğun kaçırılıp ailesinden koparıldığını, Çin’de Doğu Türkistan’da ve Tibet’te de çocukların toplama kamplarına alındığını dile getiren Yıldız, Gazze’de İsrail’e destek veren ABD’nin, Ukrayna’yı işgal eden Rusya’nın ve söz konusu zulümlerin yaşandığı Çin’in BMGK daimi üyesi olduğunu belirtti.
Yıldız, 1980’lerde insanlarda “büyük batılı ülkeler her şeye rağmen bizi modernleştirecek veya bizi daha ileri bir insani duruma getirecek değerler üretiyor” inancı olduğunu ancak bu inancın sarsıldığını kaydetti.
Dünyada değer üretimi konusunda önde gelen bölgelerden birinin Avrupa olduğunu söyleyen Yıldız, “Avrupa gerek BM gerek NATO’da askeri gücü olmadığı için yani çatışmalara askeri olarak müdahil olmak istemediği için savunduğu değerleri sahaya yansıtmaktan uzak.” değerlendirmesinde bulundu.
Yıldız, “ne doğulu ne batılı, ne tamamen Avrupalı ne tamamen Asyalı” olarak nitelediği Türkiye’nin, sadece yükselen bir ülke olarak değil yüzyıllardır farklı kültürlere ev sahipliği yapan bir ülke olarak insani değerlerin sahada da savunulması gerektiğinin farkında olduğunu belirtti.
Dünyanın farklı noktalarında yıllardır zulümlerin olduğunu ancak Gazze’de ve Ukrayna’da yaşananların “BMGK’nin 5 daimi üyesinden en az 3’ünün şu anda evrensel değerleri savunmaktan vazgeçmiş olduğunu” gösterdiğini dile getiren Yıldız, özellikle ABD’nin evrensel değerleri savunmaktan vazgeçme konusunda geldiği noktanın AB’yi de “alarma geçirmiş” olması gerektiğini söyledi.
Yıldız, “AB üye ülkeleri bir karar vermek ve Türkiye ile ilişkilerini gözden geçirmek zorunda. Bu Türkiye’nin AB üyeliği olabilir, başka türlü ilişki tarzı olabilir. Ama artık Türkiye’yi bir rakip olarak görmek ya da tehdit olarak görmek yerine, ciddi manada AB’nin global gücünü artıracak bir partner olarak görmek zorunda. Çünkü Türkiye AB değerlerine sadık.” ifadesini kullandı.
“Gelecekteki savaşları önlemek için çok taraflılığı koruma konusunda çalışmalıyız”
Trocadero Forum Enstitüsünün kurucusu ve başkanı Ellen Wasylina, dünya düzeninin, uluslararası hukukun ve uluslararası güvenliğin, Ukrayna’daki savaşla bir kez daha sınandığını söyledi.
Savaş sonrası Rusya’nın batılı devletler tarafından dışlandığını ve “Çin’in kollarına itildiğini” kaydeden Wasylina, “Bu hegemonya kurma girişimleri küresel ve bölgesel barış ve istikrara yönelik ciddi tehditler oluşturmakta ve dünya düzenini zayıflatmaktadır.” dedi.
Wasylina, silahlı gruplarla çatışmaların yaşandığı, çok sayıda insanın yerinden edildiği ve egemenliğine saygı gösterilmeyen Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde yaşananların da “çok taraflı sistemin yeniden düşünülmesini” zorunlu kıldığını kaydetti.
“Uluslararası düzende eksik olan şey hesap verebilirlik. Gelecekteki savaşları önlemek için çok taraflılığı koruma konusunda birlikte çalışmamız gerekiyor.” ifadesini kullanan Wasylina, konuşmasında, Türkiye’nin Rusya’nın Ukrayna’ya saldırılarını durdurması için Mart 2022’de acil olarak toplanan BM Genel Kurulundaki bildirisine de yer verdi.
Etkinlik çerçevesinde, Türkiye Yüzyılı Fotoğraf Sergisi izlenime sunuldu.
Panelin ardından ressam Devrim Erbil’in hayatı ve resim tarzının anlatıldığı Devrim isimli belgeselin gösterimi yapıldı.