ABD Başkanı Donald Trump, 2 Nisan’da Beyaz Saray’da düzenlenen etkinlikte, diğer ülkelere karşılıklı tarifelerin uygulanmasını öngören kararnameyi imzaladı.
Kararname kapsamında, ABD’nin birçok ticaret partnerinden ithal edilen mallara yüzde 10 ila yüzde 50 arasında değişen oranlarda tarife uygulanmaya başlandı.
Trump, söz konusu etkinlikte yerli üretimin artırılması amacıyla ithal otomobillere yüzde 25 gümrük vergisi getirileceğini de duyurdu.
Bu karar, küresel otomotiv sektöründe büyük yankı uyandırırken, özellikle tedarik zinciri üzerindeki olası etkileri konusunda endişeleri artırdı. Yeni tarifelerin otomotiv üreticileri ve tedarik sanayii üzerindeki yansımaları yakından takip ediliyor.
“Trump’ın duyurduğu tarifeler otomotiv ihracatçısı ülkeler üzerinde baskı yaratacak”
Konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan TAYSAD Başkanı Yakup Birinci, ABD’nin Türkiye’den ithal ürünlere getirdiği yüzde 10’luk verginin, Çin ve AB ülkelerine yönelik uygulanacak daha yüksek vergi oranlarıyla karşılaştırıldığında sektöre göreceli bir rekabet avantajı sunduğunu söyledi.
Birinci, bu durumun kısa vadede Türkiye’nin ABD pazarındaki konumunu korumasına katkı sağlayacağını belirterek, şöyle devam etti:
“Ancak uzun vadede Çin’in üretim avantajları ve agresif ihracat stratejileri göz önüne alındığında risk oluşturuyor. Çin, ABD’ye doğrudan ihracatta yüksek vergilerle karşılaşacağı için Türkiye’nin ihracat yaptığı üçüncü ülke pazarlarına daha yoğun bir şekilde yönelebilir. Bu da Türk otomotiv tedarik sanayinin bu pazarlarda daha sert bir Çin rekabeti ile karşılaşması anlamına geliyor.
Başkan Trump’ın duyurduğu yeni tarifeler, otomotiv ihracatçısı ülkeler üzerinde baskı yaratacak ve küresel otomotiv ticaretinde dengeleri değiştirecektir. Özellikle AB merkezli üreticiler, maliyet artışlarını dengelemek için üretim lokasyonlarını gözden geçirebilir ve ABD’de yeni yatırımları gündeme alabilir. Bu durum, tedarik zincirlerinde değişikliklere yol açarak rekabetin yeniden şekillenmesine neden olacaktır.”
“Diğer ihracat pazarlarında oluşabilecek yeni dinamiklere karşı da proaktif olmalıyız”
TAYSAD Başkanı Birinci, Türkiye açısından bakıldığında bu tarifelerin hem riskler hem de fırsatlar içerdiğini dile getirdi.
ABD’ye yapılan ihracatın artırılmasına dikkati çeken Birinci, “ABD’ye yapılan ihracatın artırılması için üretim süreçlerimizin rekabetçiliğini korumamız gerekirken, diğer ihracat pazarlarında oluşabilecek yeni dinamiklere karşı da proaktif olmalıyız. ABD’ye ihracatta navlun maliyetlerini dengeleyecek lojistik çözümler geliştirilmeli ve markalaşmaya yönelik stratejiler güçlendirilmeli.” diye konuştu.
Birinci, Türkiye’nin jeopolitik konumunun, AB ile olan Gümrük Birliği ve yüksek kalite standartlarının bu yeni dönemde önemli avantajlar sağladığını belirtti.
Küresel otomotiv endüstrisindeki dinamiklere vurgu yapan Birinci, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ancak küresel otomotiv endüstrisindeki teknolojik dönüşüm ve ticaret politikalarındaki belirsizlikler karşısında, AR-GE ve inovasyona yönelik yatırımların artırılması, dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması ve nitelikli işgücü kapasitesinin geliştirilmesi kritik önem taşıyor. Uzun vadeli başarı için Türkiye’nin sürdürülebilir üretim modellerine odaklanması ve stratejik işbirliklerini güçlendirmesi gerekiyor. Sonuçta ek vergilerin esas hedefinin, ABD’nin dış ticaret dengesini kendi lehine çevirmek ve ithalatı sınırlayarak kendi iç üretimini artırmak olduğunu unutmamalıyız. Bu sebeple, kısa vadedeki her türlü fırsat ve tehdit anlık olarak değişme potansiyeli taşımakta.”